Dil Seç

Gelibolu Turu

audioSesli anlatı - MP3
İndirmek için sağ tıkla
2:29 M – 880 KB

ANZAK BÖLGESİ

9 Boyun

Nek Mezarlığı’nda 326 askerin gömülü olduğuna inanmak zor. Onların mezarları acaba nerede? Büyük Haç’ın altında, burada gömülü olduğuna inanılan askerlerin anılarına dikilen ve çoğu Özel Anıt olan mezar taşları vardır. Bunlardan bazıları Avustralya Hafif Süvarisi’ne aittir ve 7 Ağustos 1915 tarihini taşır. Bu askerler, o gün 234 silah arkadaşıyla beraber, Boyun’daki çarpışmalarda öldürüldüler. Mezar Kayıt Dairesi’nden Teğmen Cyril Hughes, 1919 yılında, Charles Bean’in, ‘üç tenis kortu büyüklüğünde bir alan’ diye tarif ettiği bu yerde öldürülen ve cesetleri teşhis edilemeyen 300’den fazla Avustralyalı asker cesedi buldu ve onları burada gömdü.

Büyüt (yeni pencere)AWM ART07965, Painting, Charge of 8th Light Horse, 7 August 1915
George Lambert’ın tuval üzerine yağlı boya ile yaptığı, 152.5 santimetreye 305.7 santimetre boyutlarındaki, 3. Hafif Süvari Tugayı’nın, 7 Ağustos 1915’te Boyun’daki Hücumu (The Charge of the 3rd Light Horse Brigade at the Nek, 7 August 1915) adlı tablosu, 1924. [AWM ART07965]

Bu askerlerin ölümleri, Avustralyalıların Gelibolu’da katıldığı en trajik çarpışmalardan biri – 8. ve 10. Hafif Süvari Alaylarının, 7 Ağustos 1915 günü sabahı, Boyun’da yaptığı hücum – sırasında ve kısa bir süre sonrasında gerçekleşmiştir. Bu hücumun amacı, Ağustos Hücumu sırasında, Yeni Zelanda birlikleri sözde Conkbayırı’nın yüksek kesimlerini ele geçirirken, Türklerin dikkatini bu bölgeye çekmekti. Bu taktik, Boyun’daki siperleri savunan Türkler, Müttefik askerlerinin arkalarındaki yokuşlardan aşağıya geldiklerini anlayınca, kritik bir anda düşmanın dikkatini dağıtacaktı. Fakat bu gerçekleşmedi ve bugün mezarlığın bulunduğu yerin tam arkasında bulunan siperlerden çıkan Hafif Süvari, mermi yağmuruyla karşılaştı. Kırk beş dakika içinde, üç grup Avustralyalının tamamı ve dördüncü grubun bir bölümü, Türk hattının yanına bile yaklaşamadan biçildi.

Büyüt (yeni pencere)Nek Cemetery
Nek Mezarlığı, Anzak Bölgesi, Gelibolu, 2005.

Charles Bean, bunun Avustralyalıların savaş tarihindeki en cesur hareketlerden biri olarak yer alacağını tahmin etti. Bean unutulmayacak sözlerle manzarayı şöyle tarif etti:

“İlk başta, orada burada birisi kolunu gökyüzüne doğru kaldırıyor veya matarasından su içmeye kalkıyordu. Fakat, o günün yakıcı güneşi yükseldikçe ... bu gibi hareketler durdu ve doruğun her tarafındaki vücutlar, sıcakta hareketsizce yatmaya devam ettiler.”